7 Mart 2015 Cumartesi

"resmigeçit" "resim”, “resmî”, “resm" telaffuzları


·        “Geçit töreni” anlamındaki “resmigeçit” (resm-i geçit) tamlaması, “resmî geçit” (resmi:geçit) olarak (nispet i’si ile) yanlış yazılabilmekte ve telaffuz edilebilmekte.

YANLIŞ                     DOĞRU (i’ler kısa) 
resmî geçit              resmigeçit (res/migeçit)
resmî kabul             resmikabul (res/mikabul)
resmî gümrük         resmi gümrük (res/mi gümrük)
resime (-me)           resme (-sme)
resim etmek           resmetmek
·        ‘Resim’ sözcüğü, Arapça ‘resm’ (رسم) mastarına dayanmakta. Gösteri, tören merasim, vergi türü, damga, devlete ait, işaret, simge gibi anlamlara gelmektedir. (Fiil olarak “raseme” (رسم), ayağını yere bastı, iz bıraktı, damga bastı, resim yaptı, işaret etti gibi anlamlara gelmekte.)

·        Arapçadan dilimize giren ‘resm’ (رسم) kelimesini biz söyleyişte zorluk olduğu için “resim” olarak yazarız. Bu yüzden ünlü ile başlayan ek aldıklarında bu ses (i) düşer. “Resime bakmak” değil, resme bakmak” deriz. (Tıpkı “sabır etmek” yerine “sabretmek” dediğimiz gibi)

·        ‘Resmî’ sıfat iken; “resm” isimdir.

·        “Resm-i geçit” şeklinde (içinde Arapça Türkçe kelimeler olsa da Farsça kuralına uygun tamlama yapılmıştır Osmanlıca tamlama diyebiliriz)  bir askerî protokol terimi olarak kullanılmaktadır. (Geçit resmi, tören geçidi şeklide kullanıldığı da olur.)

·        Aklıselim (akl-ı selîm), Ahdiatik (ahd-i atîk) gayrimenkul (gayr-ı menkûl) örneklerinde de olduğu gibi bitişik yazılmaktadır. (TDK Yazım Kılavuzu)

·        ‘resmigeçit’, ‘resmî geçit’ (resmiigeçit) olarak telaffuz etmemek gerekiyor.
Kısa i ile okunması gereken (eskiden kullanılan bir terim olan) resmikabulresm-i kadim (resmi kadim) tamlamaları da bu kabildendir.

·        ‘Resim’ aynı zamanda vergi türünden (harç gibi) bir mükellefiyetin de adıdır. Bu anlamda terim haline gelmiş tamlamalardaki i’ler de kısa okunur: resm-i gümrük  (resmi gümrük, gümrük resmi olarak da anılır)

·        Sıfat olarak,  devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özelin zıddı anlamında resim kelimesi nispet i’siyle, resmî şeklinde yazılır ve i doğal olarak uzun seslendirilir: resmî, resmî gazete, gayrı resmî,  resmî bayram, resmî daire, resmî muamele, resmî müracaat, resmî dil, resmî nikâh, resmî elbise, resmî giysi vb.

·        Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimlerini anlatan (isim) “resim” sözcüğü  (Arapça ‘resm’ şeklinde olsa da ‘resim’ olarak yazılır ve okunur): “resim, resimci, resimleme, resimlik, resimli roman, resim yapmak…

·        Ünlü ile başlayan ek veya yardımcı eklem aldığında i’ sesi düşer:
resmetmek, resme bakmak, resmiyet, resmin güzelliği vb..

·        Zarf olarak, devlet adına, devletçe, anlamında “resmen” sözcüğü vardır.
“Bu resmen harp ilanıydı.” gibi.

·        Kanuna uygun olarak anlamındadır: “Resmen nüfus idaresine müracaat etti.” gibi

·        Samimi olmayan, teklifli, ciddi anlamında kullanılabilir: “Ne bu resmîlik kardeşim! Biraz değiştir şu ağzını.”

Nisan Kumru


6 Mart 2015 Cuma

'Hiçbir iyilik cezasız kalmaz' ne demektir?

Ceza,  hem mükâfatlandırmak, hem müeyyide uygulamak anlamındadır. İyi veya kötü karşılık olarak bilinir.














'Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.' Bu söz yanlış değil doğru bir söz., ‘iyilik karşılıksız kalmaz’ demektir.
·        Ceza dilimizde anlam daralmasına uğrayan birçok kavramdan biridir. C-Z-Y kökünden gelen ceza' (جزاء) Kuran'da (cizye anlamları da dâhil) kelime olarak 188 yerde geçiyor. Ödül vermek ve azap etmek anlamlarında takribi 90 Ayette geçiyor. 44 ayette, ödül vermek (MÜKÂFAT), 46 ayette de Azap etme (YAPTIRIM) anlamında kullanılmış (Kur'an'da Çok Anlamlılık, Mehmet Okuyan, Düşün Yay. )

·        'Hiçbir iyilik cezasız kalmaz..'
İyilik yaptıklarımız insanlardan (en azından kötülük yapmadıklarımızdan), bir iyilik göremeyip hatta olumsuz bir karşılık gördüğümüzde kullandığımız bir cümledir bu…
Bu sözü şöyle anlıyoruz bugün; 'Asla iyilik yapma, karşılığını kötülük olarak görürsün', 'kimseye iyilik yaramaz, mutlaka tepene binerler', 'zaten merhametten maraz doğar',  'iyilik yap kötülük bul', 'besle kargayı oysun gözünü, 'acımayacaksın…'

·        Hâlbuki bu cümledeki ceza' bir 'karşılık'ı ifade ediyor. Hiçbir iyilik cezasız, yani ‘karşılıksız’ kalmaz.
İçinden geldiğimiz mirasın, bu sözü menfi anlamda söylemeyecek ya da anlamayacak bir irfanî derinliğe sahip olduğunu biliyoruz.  Yani bu söz doğru bir sözdür ama biz bugün yanlış bir dil algısıyla, yanlış anlamaktayız.

·        Araplar, bir iyiliğe karşılık teşekkür kabilinden: 'Cezakâllahu hayran' veya kısaca 'cezakâllah...' derler:  ‘Allah -hayırlı- cezanı versin’, 'karşılığını Allah versin, ‘Allah karşılığını versin’ demektir. (Hacca gidenler bu tarz bir ifadeyle karşılaşmışlardır.) Kimse bunu beddua olarak anlamamakta…

·        Ceza, iradî bir fiilin müspet veya menfi karşılığına denir. Bir eylemin iyi ya da kötü karşılığıdır, dolayısı ile kötü bir davranışımızın karşılığı olarak yaptırım ve hoşlanmayacağımız bir şeyi ifade ettiği gibi; iyi bir davranışımızın karşılığındaki iyiliği ve mükâfatlandırmayı da ifade eder.

·        İyiliğin ceza’sını iyiliği yaratandan beklemeliydik.
İyiliğin karşılığını asla alamayacağımız düşüncesinin temelinde ne var? Bir iyilik yaptığımızda / bir kötülükten kaçındığımızda hemen bir karşılık beklentisine giriyoruz.

·        Karşılığı alamayınca, eksik alınca bir genelleme yaparak, kendi dışımızdaki bütün insanlığı asla iyiliğe layık olmayacak, hep kötülükle karşılık veren ilan ediveriyoruz.  Hatta daha ileri bir genellemeyle iyiliğin kendisinin bizzat kötülüğü davet ettiği gibi bir sonuca ulaşıyoruz.

·        Kuran, 'Hel cezâ-ül ıhsâni ille-l ıhsân'; ‘İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey olabilir mi?’ (Rahman: 60) diye soruyor; Biz, ‘hayır olamaz, kötülüktür!’ diyoruz.

·        İyiliğe bir karşılık bekleyerek ve bunu Allah’tan değil kuldan bekleyerek ahlakî hataya düşünüyor olabilir miyiz?
İyiliğin cevabını, ‘ceza’sını iyiliği yaratandan beklemeliydik oysa.
Birine bir iyilik yaptığınızda karşılığın ondan gelecek olması gibi bir zorunluluk yok, cevap hiç ummadığınız bir yerden gelip sizi bulabilir.
Bir iyilik yapınca, refleks olarak; ‘Acaba beni kandırdı mı, karşılığını verecek mi, yoksa karşılığını kötülük olarak mı alacağım,’ soruları soruyor iyiliği yapıyor sonra da adeta saldırılara karşı savunma pozisyonuna geçiyoruz.

·        Binlerce iyilik görür, bunları saymayız ama bir kötülükte, bir karşılık alamamayla karşılaşmayıverelim, iyiliğin karşılığıyla ilgili ne kadar aforizma varsa bunlara hak vermeye başlarız.  

·        ‘Aman dikkat! Çok Önemli Uyarı!’ diye başlayan internet paylaşımlarını görmüşüzdür. Şöyle şeyler yazarlar: ‘Bir yaşlı karşıdan karşıya geçemiyormuş bir kadın ona yardım etmek için koluna girmiş, bu arada kendisine bir iğne batırıp bayıltmışlar, ne kadar parası varsa almışlar, kadın uyandığında bir böbreği yokmuş, aman bu tür durumlarda dikkatli olun…’

·        İyiliğe mesafeli, korkulu, mütereddit bir nesil olduk bu hurafelerle hem de bu bilgi çağında. Çoğu uydurma ama bilmeden bunları paylaşarak kendi ellerimizle iyiliği öldürüyor yok ediyoruz.

·        Duymuşsunuzdur şu hikâyeyi; bir zat atıyla giderken, su kuyusunun kenarında çaresizce bekleyen bir adam görünce durur ve ona derdini sorar. Adam, kuyunun derin olduğunu suya ulaşamadığını söyleyerek yardım ister. Yolcu atından atlar ve adama su çıkarmak için kuyuya iner. Bunu fırsat bilen adam ata atlar ve uzaklaşır. Durumu anlayan yolcu aceleyle kuyudan çıkar ve hırsıza arkasından bağırır: “At senin olsun, ama ne olur bu atı çaldığını söyleme, yoksa bir daha hiç kimse bir susuza su vermez”



·        Mesaj: iyiliğin iyilik düşüncesinin yok edilmemesi, öldürülmemesi.
Kötülük görmüşlerin hikâyeleri de, iyiliği azaltır.


·        Bu yüzden merhametle, iyilikle ilgili beylik laflara dikkat!
Nisan Kumru