31 Mart 2016 Perşembe

‘Mukavva’nın son ünlüsü kısa mı uzun mu?

‘Mukavva’ kelimesinin de tıpkı ‘levha’ gibi yanlış telaffuz edilen kelime olduğu, son ünlüsü kısa olan ‘levha’yı yalın veya ek almış halinde ‘levha:’, ‘levha:yı’ şeklinde telaffuz etmenin yanlış olduğu gibi ‘mukavva’yı da son ünlüsünü uzun okumanın yanlış olduğunu duydum. Bu yazıda bunun doğru olmadığını ispatlamaya çalışacağım.


Söyleyiş alışkanlıkları artık uzun ünlüleri kısaltma yönünde deyip bunu da bir miktar kısa okuyabileceğimiz söylenebilir. Ama uzun okuyanlara da yanlış telaffuz ediyorsun diyemeyiz.  
Öncelikle sonlarındaki ünlünün uzatılıp uzatılmayacağı durumu ile ilgili LEVHA (ﻟﻮﺣﻪ) ile MUKAVVA (ﻣﻘﻮّﻯ) aynı örnekler olarak verilmemeli. Zira iki kelimenin son ünlüleri farklı. ‘levha’da uzun ünlü bulunmuyor bunda mutabıkız. Tıpkı, NEFHA (ﻧﻔﺤﻪ), FETHA (ﻓﺘﺤﻪ), LÂYİHA (ﻻﻳﺤﻪ) lāyiḥa örneklerinde olduğu gibi. Lakin ‘mukavva’da uzun ünlü var.

- Misalli B.T. Sözlükte yazımı:
MUKAVVA (ﻣﻘﻮّﻯ– ﻣﻘﻮّﺍ) muḳavvā
- TDK yazımı:  (muka'vva) Arapça muḳavvā (ekli okunuşu yazılmamış ama Arapça hali son ünlüsün kalın ve uzun olduğu ā ile belirtilmiş, vurgunun da ‘kav’da olduğu işaretle belirtilmiş)
- Lehçeler sözlüğünde ‘mukavva:’ olarak okunmuş (www.lehceler.com/kelime/12145)
- İlginçtir: TDK Sesli sözlük’te son ses kısa okunmuş
- Konuşturan Sözlükte uzatma belirtilmiş ve vurgu son heceye alınmış: mukavva: 

‘Mukavva’nın sonunda, son sesi uzatan elif-i maksure () var, tıpkı Mustafâ (مصطفی),  İsâ (عیسی), Mûsâ (موسی), Yahyâ (یحیی), davâ (دعوی) gibi.

Mukavva ile aynı yapıda vezni aynı iki kelimeyi örnek vereyim:
MUKAVVA (ﻣﻘﻮّﻯ) mu-kav-va (mim-kaf-vav-ya)
MÜSEMMÂ (ﻣﺴﻤّﻰ)  mü-sem-ma (mim-sin-mim-ya)
Eğer üstteki kısa okunacaksa Müsemma’nın ‘ma:’sına ne diyeceğiz?

Kullanımda olmayan ama ‘mukavva’ ile aynı özellikleri haiz bazı kelimelerin sonundaki uzun ünlüleri de görebiliriz:

MÜSEVVÂ (ﻣﺴﻮّﻯ– ﻣﺴﻮّﺍ) transkripsiyon musevvā
MÜZEVVÂ (ﻣﺰﻭّﺍ) transkripsiyon muzevvā
Dolayısıyla ‘mukavva:’ veya ‘mukavva:ya’ diyene ‘yanlış söyledin’ diyemeyiz.

Nisan Kumru

29 Mart 2016 Salı

ARKA BOŞ MU / BOŞA MI KONUŞUYORUZ?

Sıkışık belediye otobüslerinde, önden yeni binen yolcuların söylediği “ARKAYA İLERLEYELİM BEYLER ARKA BOŞ!” (Görmediğimiz yer her zaman daha müsaittir zaten) lafını her duyduğumuzda, ‘HEY! BANA YER AÇIN KARDEŞİM’ gibi algılanan bu emre karşı, arkalardan homurtular eşliğinde şöyle uyarılar yükseldiğine de şahit olmuşuzdur:
“YER Mİ VAR DA İLERLEYELİM KARDEŞİM”,
“ARKA BOŞMUŞ! BİZ NE OLUYORUZ BURADA”,
“ORADAN SÖYLEMESİ KOLAY, GEL SEN İLERLESENE…”
Bazen ağız dalaşı duraklar boyu sürer.


Sorun boş yer olup olmadığıyla ilgili değil, adam yerine konulup konulmadığımızla, muhatap alınıp alınmadığımızla alâkalıdır. Muhatap almadığımıza söz söyleme hakkımız da yoktur. İnsanlar emir kiplerinden hoşlanmazlar, şahsiyet, birey olarak değil, toplu, sürü halinde görülmekten incinirler.
Yoğunluk olduğu zaman, rica tonunda şu cümle tercih edilmeli:
“AF EDERSİNİZ, EĞER MÜSAİTSE İLERLEYEBİLİR MİYİZ?”
Birkaç mesajı da bu cümleyle iletiriz;
    · AF EDERSİNİZ: ‘Bu yükseklikte sesle karşılaştığınız için özür dilerim’. ‘SİZ’ kalıbıyla beyler değil hanımlar da muhatap alınmıştır.
    · EĞER MÜSAİTSE: ‘Ben göremiyorum ileriyi, siz daha iyi bilirsiniz, belki zaten yer de yoktur, gereken fedakârlığı gösteriyorsunuzdur ama biraz daha gayret lütfen’.
    · İLERLEYEBİLİR..: buna imkân var mı bilmiyorum.
    · …MİYİZ”: Ben de sizin gibi bir yolcuyum, aynı fedakârlığı ben de göstereceğim.